HUKUK KAZANACAK
ÖRGÜTLÜ HALK KAZANACAK
BİZ KAZANACAĞIZ
Muğla Bayır Deştin Köyü ormanlık alanında çimento fabrikasının yapımı devam etmektedir. Alan, dünyanın sayılı çam ormanlarından. İnşaatın durdurulması amacıyla hukuk mücadelesi sürdürülmektedir. Bu sürecin bir parçası olan keşif heyeti yerinde inceleme yaptı.
Doğa dostları, hukuk ve adaletten yana olanlar, yöre halkıyla birlikte olmak amacıyla alandaydık. BETON AŞKIYLA, doğayı katledenlere dur demek için oradaydık.
Beton fabrikası, Türkiye arıcılığının başkenti Muğla’nın; Bayır, Deştin, Alaşar, Şeref, Suluyer, Esenköy, Yumaklı mahallerinin arıcılarının kullanım alanı ormanlık bölgenin orta noktası sayılacak, Bayır-Deştin sınırına, Tekağaç mevkisine yapılmakta. Bu bölge, “Basralı Kızılçam” olarak adlandırılan ve çam balı üretiminde oldukça önemli bir değer olan çam ormanının orta yerinde. 700 metre rakımda bir yer. Böylesi bir ormanlık alanı, kalıcı hasarlar yaratacak beton yığınlarına boğmak akla ve bilime aykırıdır…
Dünyanın en güzel çam ormanlarının arasına BETON FABRİKASI yapımı, BETON KAFALILARIN işidir. Beton sevdası, onbinlerce insanımızı enkazda bıraktı. Bölgeye beton fabrikası yapımı, tam bir çevre cinayeti. Bu cinayeti bölge halkıyla dayanışarak durduracağız.
Bölge halkının soruna sahip çıkması çok değerli. Alanda; genç, yaşlı, çocuk yoğun bir katılım olması gelecek adına umut ışığı.
Fethiye, Datça, Köyceğiz, Bodrum, Milas, Menteşe, Yatağan ilçelerinden örgütlü güçlerin halkın bu duyarlılığına destek için alanda olmaları umut ışığı.
“Deştin Çayı Özgür Aksın”, “Çimento fabrikasına hayır.” demek için; doğa dostları, Bayır Deştin Köylüleri ve duyarlı yöre halkının yanındaydık. Haramiler gidecek, halk kazanacak…
Hukuk kazanacak…
"ÇİMENTOCU ŞİRKET, DEŞTİNİ TERKET" SLOGANLARIYLA, YERİ GÖĞÜ İNLETTİK.
23 Şubat 2023
Muğla Bayır Deştin Köyü
Ali Ekber Pekşen
YORDULAR, YORUYORLAR, YORACAKLAR Yaban ellerden, başka coğrafyalardan ya da ıssız- terkedilmiş yerlerden gelmiş gibi iliştiler. Yaban gülü gibi sevimli olmayı seçmediler ama. Yadırgatıcı tavırlarıyla, kendilerinden olamayanlar üzerinde baskı kurma yolunu seçtiler. Yabani ve de yabancı duruşlarını hayatın olmazsa olmazı gibi dayatıp, sistemi kendilerine benzettiler. Yağcılık genel geçer oldu ve yağdanlık gibi kaygan bir anlayışı yerleştirdiler merkeze. Yağmaladılar, yağmalattırdılar; para, pul, insanlık adın birikmiş değerler dâhil ne varsa. Yakıştırdılar her tür olumsuz sıfatı, kendileri gibi olmayanlara. Yakıp, yıkabilme konusunda tavizsiz anlayışı siyasetin merkezine yerleştirip, yandaşlarını bu söylemlerle mobilize ettiler. Yalanı ve yalanın siyasetini, vazgeçilmez politika malzemesi yaptılar. Yandaşlık üzerine yürüyen bir yönetim anlayışıyla, yandaşlığı olmazsa olmaz hayat tarzına dönüştürdüler. Yanılttılar insanları; inançlar dahil, “kutsal” olan tüm değerleri kullanarak...
Yorumlar
Yorum Gönder