DEVLET AKLI İNSAN MERKEZLİ OLMALI
İnsanlık tarihinin en büyük felaketlerinden birini yaşayan ülkemize, destek amacıyla neredeyse bütün dünya seferber oldu. Dünya coğrafyasının en uzak diyarınlardan yardımlar geldi. İnsanlık adına koştular bize. Evrenin en genel geçer kuralı olan, EŞİT KARDEŞLİK temelli insanca hayat için yardıma geldiler.
“Bir gece ansızın gelir çılgın Türkler.” söylemiyle efelenip, tehdit edilen ülkeden, Yunanistan’dan canla, başla çalışan İNSANLAR zor zamanlarda yardıma koştu…
Hor gördüğünüze dair düşüncenizi, “affedersiniz, bana bile Ermeni dediler. İfadesiyle dile getirdiğiniz Ermenistan’dan, canla, başla çalışan İNSANLAR zor zamanlarda yardıma koştu.
Depremin merkez üssü Maraş’a İNSANİ yardım için gelen muhalif parti Belediye Başkanı’nı suçlamak amacıyla seçtiğin “İngiliz Uşağı” ifadesiyle yadettiğin İngiltere’den canla, başla çalışan İNSANLAR zor zamanlarda yardıma koştu.
Yardıma gelenler İNSAN, yardıma ihtiyacı olanlar da İNSAN. Bu insanları buluşturan, ait oldukları coğrafyanın milliyeti değil. Bu insanları buluşturan aynı inanca sahip olmaları değil. Bu buluşmayı sağlayan İNSAN olma düşüncesidir.
İnsan olmaya devam edeceğim. Ötekiler yaratarak varolmaya gayret edenlerle olmak istemiyorum. Benim dünyamda, herhangi bir etnik kökenin mensubu olmanın özel bir önemi, özel bir anlamı yok. Olmadı, olmayacak da…Herhangi bir inancın mensubu olan insanların; deistlerden, başkaca inançlara sahip olanlardan ya da hiç bir dine inanmayanlardan üstün bir özellikleri olduğunu savunmanın özel bir anlamı yok. Olmadı, olmayacak da.
Koskoca bir yüz yıllık zaman diliminde, sürekli ırk ve din temelli anlayışla bu coğrafyanın kadim kültürlerini görmezden gelmek işe yaramadı. “Hepimiz Türküz”, söylemli ırkçı düşünceyle, “hepimiz Müslümanız” söylemli inanç temelli düşünceyle huzur sağlanamadı. Hukuk egemen olmadı. İnsana saygının esas olacağı bir yönetsel yapı oluşturulamadı.
İnsanlığın 12000 yıllık geçmiş yaşantısına dair tarihi kayıtların olduğu Mezopotamya yerle bir oldu. Halen o kadim coğrafyanın, kadim halklarını ya da başkaca coğrafyalarda yaşayan başkaca insani farklılıkları görmezden gelerek, "Bunlar kader planının içerisinde olan şeyler" ifadeleriyle durumu idare eden devlet aklı, artık kimseyi ikna edemiyor.
Ülkemiz deniz taşımacılığının önemli merkezlerinden olan İskenderun Liman’ı yangınına müdahale eden, Hatay Havaalanı’ndaki hasara müdahale eden bu ülkenin en büyük şehirlerinin Belediye Başkanları’na, “SİZ KİMSİNİZ” diye efelenenler devlet aklını temsil edemez.
10 Şubat 2023
Bodrum - Muğla
Ali Ekber Pekşen
YORDULAR, YORUYORLAR, YORACAKLAR Yaban ellerden, başka coğrafyalardan ya da ıssız- terkedilmiş yerlerden gelmiş gibi iliştiler. Yaban gülü gibi sevimli olmayı seçmediler ama. Yadırgatıcı tavırlarıyla, kendilerinden olamayanlar üzerinde baskı kurma yolunu seçtiler. Yabani ve de yabancı duruşlarını hayatın olmazsa olmazı gibi dayatıp, sistemi kendilerine benzettiler. Yağcılık genel geçer oldu ve yağdanlık gibi kaygan bir anlayışı yerleştirdiler merkeze. Yağmaladılar, yağmalattırdılar; para, pul, insanlık adın birikmiş değerler dâhil ne varsa. Yakıştırdılar her tür olumsuz sıfatı, kendileri gibi olmayanlara. Yakıp, yıkabilme konusunda tavizsiz anlayışı siyasetin merkezine yerleştirip, yandaşlarını bu söylemlerle mobilize ettiler. Yalanı ve yalanın siyasetini, vazgeçilmez politika malzemesi yaptılar. Yandaşlık üzerine yürüyen bir yönetim anlayışıyla, yandaşlığı olmazsa olmaz hayat tarzına dönüştürdüler. Yanılttılar insanları; inançlar dahil, “kutsal” olan tüm değerleri kullanarak...
Yorumlar
Yorum Gönder