OKUL
Okullar, devletlerin vatandaş yetiştirme anlayışının hayat bulduğu uygulama alanlarıdır. Kurallar zinciri şeklinde hayat bulan okul sistemi, özü itibarıyla insanın doğal gelişimine aykırılıklar içerir. Bu aykırılıkların yarattığı tahribatın en büyüğü, hiç kuşkusuz insanın yaratıcılığına ket vurmasıdır.
Okula yeni başlayan çocuğun ilk yaşantılarını düşündüğümüzde, bu aykırılıklar daha somutlaşır. 6 yaşındaki çocuk; okula başladığı ilk gün, zil sesiyle kumanda edilmeye başlar. Zil sesi, komutlarla hareket etmesi gerektiği fikrinin ilk işaretidir.
Dersliklerde; çocukların iradesinin ürünü olmayan oturma düzeni ya da diziliş disiplini mevcuttur. Sınıf ortamı diye adlandırılan dersliklerde, her şeyin kontrolünden sorumlu olduğu izlenimi veren bir otorite vardır. Bu otorite, aynı zamanda derslikte olan bitenlerin düzeninden de sorumlu olan öğretmendir. Adeta, her söylediği değişmez kural olarak yerine getirilmesi gereken bir otorite.
Okulun günlük faaliyetleri; zil sesinin komutuyla başlar ve öğretmenin otoritesinin kontrolünde yürütülür. Dersler, 40-45 dakikalık, teneffüsler, 10-15 dakikalık zaman aralıklarıdır. Ders içi ya da ders dışı zamanlarda yapılması gerekenler; genellikle emir niteliğinde ifadelerle söylenir. Bazen de, telkin yoluyla yapılmasının zorunlu olduğu vurgulanır.
Öğrenciler; okul bahçesinde yapılan ve mutlak zorunluluk gibi tekrarlanan törenlerde, okul yöneticileri tarafından, ilk günden itibaren sürekli uyarılır. Disiplin adı altında yapılan bu uygulamalar, telkinlerle devam eder. Telkinlerle; nerede konuşması, nerede dinlemesi gerektiği dikte edilir. Süreç; neyi nerede söylemesi ya da söylememesi gerektiğine karar veren bir iradenin kontrolünde yürütülür. Bu iradenin varlığının sürekliliğini sağlamak adına yapılanlar, sistemin disiplin diye adlandırdığı düzeneğin olmazsa olmazı olarak hayat bulur.
Okullarda yapılan öğretim faaliyetlerinin, belirlenen amaçlara ulaşıp ulaşmadığını kontrole yarayan en önemli araçlardan birisi sınavlardır. Sınavların, bilgiyi test etme amaçlı bir yapısının olması önemli bir sorundur. Çünkü; sınav sonucu alınan notların sayısal dizilişi ve bu dizilişe göre belirlenen başarı sıralaması, öğrenci üzerinde önemli bir baskı unsurudur.
Sınav sorularıyla, kazanımlar olarak adlandırılan; bilgilerin, becerilerin, algı demetlerinin gerçekleşme düzeyleri tespite çalışılır. Alınan puanlar nota çevrilir, öğrencinin sınıf geçmesine ya da gideceği üst okula yönelik karar verilir. Sistem, öğrenciyi okul müfredatlarının içeriğiyle sınırlı teste tabii tutar ve geleceğiyle ilgili kararları da, bu sınırlılıklar içinde verir.
Okul uygulamalarının vazgeçilmezi olan sınavlar ve sonuçları; sistemi iyileştirme amaçlı değil, öğrenci başarısının tespitinde temel ölçüt olarak kullanılır. Böylece, sınavlar araç olma özelliğini kaybeder ve amaç kategorisinde işlev görür. Bu durum, öğrenciyi bilgilerin hafızada depolanmasını amaçlayan etkinliklere yönlendirir. Öğrenim görülen sınıfın dışında hayatın hiçbir döneminde işe yaramayacak bilgiler ve formüller ezberlenir. Sınav; öğrencinin ve eğitiminden sorumlu tüm yetişkinlerin öncelikli amacına dönüşür.
Bu anlayışla yürütülen okul çalışmalarının ürünü veriler incelediğinde de bu durumu somut olarak görürüz.
MEB Ölçme Değerlendirme ve Sınav Hizmetleri Genel Müdürlüğü’nce; 2018 yılında Akademik Becerilerin İzlenmesi ve Değerlendirilmesi (ABİDE) amacıyla, 81 ilde 1230 okulda 75000 8'inci sınıf öğrencisine
Türkçe, fen bilimleri, matematik ve sosyal bilgiler testleri uygulandı. Beceri testleri ve anketler kullanıldı. Beceri testlerinin yarısı çoktan seçmeli, yarısı açık uçlu sorulardan oluştu. Anketlerle, öğrencilerin akademik becerileriyle ilişkili olabilecek faktörler hakkında veri toplandı.
Bu 4 dersten öğrencilerin 5 yeterlik düzeyi ölçüldü. Elde edilen veriler tablodadır.
Yeterlilik Düzeyi D E R S L E R
TÜRKÇE MATEMATİK FEN BİLİMLERİ SOSYAL BİLGİLER
Temel Altı 1,6 16,4 9,4 4,4
Temel 23,5 26,6 30,4 20,5
ORTA 41 32,8 46,3 40,4
Orta Üstü 26,8 11,3 11,4 25,3
İleri 7,2 3 2,5 9,4
ORTA ve ALTI 66,1 75,8 86,1 65,3
12 yıl süreyle okul eğitimine devam eden öğrencilerin; Üniversite giriş sınavlarında aldıkları sonuçlar aşağıdaki tablolardadır.
2021 TYT (Temel Yeterlilik Testi) SONUÇLARIYLA İLGİLİ SAYISAL VERİLER
DERS
SORU SAYISI SORULARIN DOĞRU CEVAPLANMA ORANLARI
Lise Son 935.058 Öğrenci Tüm Adaylar 2.416.748
Türkçe 40 18,738 18,404
Sosyal Bilimler 20 8,574 8,340
Temel Matematik 40 5,546 5,117
Fen Bilimleri 20 3,796 3,212
2021 AYT (Alan Yeterlilik Testi) SONUÇLARIYLA İLGİLİ SAYISAL VERİLER
DERS/ALAN SORU SAYISI SORULARIN DOĞRU CEVAPLANMA ORANLARI
Lise Son 741.214 Öğrenci Tüm Adaylar 1.627.083
Türk Dili ve Edebiyatı 24 5,932 6,448
Tarih-1 10 1,777 1,945
Coğrafya-1 6 2,147 2,303
Tarih-2 11 1,092 1,268
Coğrafya-2 11 2,707 2,989
Felsefe Grubu 12 1,792 2,020
Din Kültürü ve Ahlak Bilgisi 6 1,537 1,601
Matematik 40 5,294 5,297
Fizik 14 1,564 1,462
Kimya 13 1,991 1,891
Biyoloji 13 2,502 2,411
Tablolardaki veriler; öğrencilerin bilgi, beceri, algı düzeyleriyle ilgili önemli sıkıntıları olduğunu göstermektedir. Okullar; müfredatlar ve müfredatlara uygun hazırlanan materyaller eşliğindeki etkinlikleriyle, temel amaçlara ulaşmada sorunludur.
Okulun temel amacı; çocukları, gelecekteki mesleklerine ve hayata hazırlamaktır. Sınırları belirlenmiş okul müfredatlarını uygulamada bile istenen düzeye ulaşmayan sistemin, hayata hazırlama işinin nasıl sonuç doğuracağı tartışmaya açıktır. Eğitimin okulla sınırlanması, insan hayatının sonraki dönemlerini sıkıntıya düşürecektir.
Okullar; siyasi bir oluşumdur. Karar mekanizmalarının politikaları doğrultusunda, toplum mühendisliği işlevi görürler. Çocukları, kalıplara göre yetiştirmek üzere kurgulanırlar.
07 Kasım 2021
Ali Ekber PEKŞEN
Bodrum - Muğla
YORDULAR, YORUYORLAR, YORACAKLAR Yaban ellerden, başka coğrafyalardan ya da ıssız- terkedilmiş yerlerden gelmiş gibi iliştiler. Yaban gülü gibi sevimli olmayı seçmediler ama. Yadırgatıcı tavırlarıyla, kendilerinden olamayanlar üzerinde baskı kurma yolunu seçtiler. Yabani ve de yabancı duruşlarını hayatın olmazsa olmazı gibi dayatıp, sistemi kendilerine benzettiler. Yağcılık genel geçer oldu ve yağdanlık gibi kaygan bir anlayışı yerleştirdiler merkeze. Yağmaladılar, yağmalattırdılar; para, pul, insanlık adın birikmiş değerler dâhil ne varsa. Yakıştırdılar her tür olumsuz sıfatı, kendileri gibi olmayanlara. Yakıp, yıkabilme konusunda tavizsiz anlayışı siyasetin merkezine yerleştirip, yandaşlarını bu söylemlerle mobilize ettiler. Yalanı ve yalanın siyasetini, vazgeçilmez politika malzemesi yaptılar. Yandaşlık üzerine yürüyen bir yönetim anlayışıyla, yandaşlığı olmazsa olmaz hayat tarzına dönüştürdüler. Yanılttılar insanları; inançlar dahil, “kutsal” olan tüm değerleri kullanarak...
Yorumlar
Yorum Gönder