BİRİNCİ DÜNYA SAVAŞI (1914-1918)
Birinci dünya savaşı öncesi gelişmelere kısaca göz atarsak;
1789 Fransız İhtilali’nin ürünü milliyetçilik akımı, imparatorluklardaki azınlıkları harekete geçirmiş, bağımsız devlet kurma isteklerini alenileştirmiştir. Bu amaçla yapılan girişimlerin, imparatorluk yönetimlerince kabul görmemesi, isyan ya da silahlı mücadeleyi de ortaya çıkarmıştır.
19. yüzyıl Avrupası, diğer dünya coğrafyalarından farklı olarak hızla sanayileşmiş. Dünyanın; sermaye, sanayi ve üretim merkezi haline gelmiştir. Bu süreç, diğer coğrafyalardaki üretim, çalışma düzeni ve ekonomik sistemler üzerinde de etkili olmuştur. Kapitalist sistemin doğası gereği bu durum, rekabeti de beraberinde getirmiş. Hammadde, sömürge, ucuz işgücü ve yeni pazarlar arayışı, rekabeti oldukça üst düzeye taşımıştır.
Egemen (emperyal) devletler arasındaki bu rekabet; ulaşım yollarını elde tutma, hammaddeye kolay ulaşma, yeraltı ya da yerüstü zenginlik kaynaklarının kontrolü, petrol, kömür ve demir gibi hammadde arayışları, sanayi ürünü malların pazarlanacağı güvenli limanlara ve yeni pazarlara, yeni sömürgelere sahip olma ve tüm bu alanlarda tek söz sahibi olma şeklinde cereyan etmiştir.
Bu rekabet emperyalist devletlerin kendi aralarında çıkabilecek çatışmalara hazırlıklı olma düşüncesiyle, silah sanayine yatırımı ve silahlanmayı da beraberinde getirmiştir. Silahlanma, imparatorluklar bünyesindeki milli devlet kurma arayışında olan kitleleri de etkilemiş ve bu grupları, silah sanayini elinde bulunduran egemen güçlerle işbirliğine ve dahası onların hegemonyasına götürmüştür. Osmanlı İmparatorluğu’da milliyetçilik akımının etkisinde kalmıştır.
Bu savaşın nedenlerini ana başlıklarla;
Milliyetçilik akımı
Silahlanma
Sanayileşme ve hammadde
Pazar arayışı
Sömürgecilik olarak adlandırabiliriz.
Bir tarafta;
1915 yılından sonra; Almanya, Avusturya-Macaristan İmparatorluğu, Osmanlı İmparatorluğu ve Bulgaristan Devleti’nin katılımcı olduğu ittifakla kurulan blok var.
Diğer tarafta;
1915'den sonra; İtalya, Rusya ve İngiltere’nin oluşturduğu blok var.
Yani o dönem dünyasının, en güçlü devletleri, sömürgeci güçleri ve imparatorlukları arasındaki bir savaş, yani paylaşım savaşı.
Böylesine bir paylaşım savaşından; “anti emperyal mücadele” çıkarmak akıllıca bir değerlendirme gibi gelmez bana.
18 Mart 2023
Ali Ekber Pekşen
Bodrum- Muğla
YORDULAR, YORUYORLAR, YORACAKLAR Yaban ellerden, başka coğrafyalardan ya da ıssız- terkedilmiş yerlerden gelmiş gibi iliştiler. Yaban gülü gibi sevimli olmayı seçmediler ama. Yadırgatıcı tavırlarıyla, kendilerinden olamayanlar üzerinde baskı kurma yolunu seçtiler. Yabani ve de yabancı duruşlarını hayatın olmazsa olmazı gibi dayatıp, sistemi kendilerine benzettiler. Yağcılık genel geçer oldu ve yağdanlık gibi kaygan bir anlayışı yerleştirdiler merkeze. Yağmaladılar, yağmalattırdılar; para, pul, insanlık adın birikmiş değerler dâhil ne varsa. Yakıştırdılar her tür olumsuz sıfatı, kendileri gibi olmayanlara. Yakıp, yıkabilme konusunda tavizsiz anlayışı siyasetin merkezine yerleştirip, yandaşlarını bu söylemlerle mobilize ettiler. Yalanı ve yalanın siyasetini, vazgeçilmez politika malzemesi yaptılar. Yandaşlık üzerine yürüyen bir yönetim anlayışıyla, yandaşlığı olmazsa olmaz hayat tarzına dönüştürdüler. Yanılttılar insanları; inançlar dahil, “kutsal” olan tüm değerleri kullanarak...
Yorumlar
Yorum Gönder