TARİH ve TİRANLIK

TARİH ve TİRANLIK Tiranlık Üzerine Yirminci Yüzyildan Yirmi Ders Platon veya Eflatun (Πλάτων, Plátōn) MÖ: (428/427 - 348/347) “....demagoglar; serbestçe konuşma özgürlüğünü kullanarak, başa geçip tiranlaşırlar.” Aristoteles (Ἀριστοτέλης Aristotélēs) MÖ: (384 – 322) “....eşitsizlik, daima istikrarsızlık getirir. İnsanlar, bu konuda dikkatli olmalı.” Antik Yunan oligarşilerinin yarattığı yönetsel ilişkilerin ortaya çıkardığı durumdan kurtulmanın çaresini ararlar. Zira; - Yönetimin gücü; tek kişi ya da grupta toplanmaya başlamıştır. - Hukukun üstünlüğü yerine, kişisel çıkar ön plana çıkmıştır. - Hukuka dayalı demokratik cumhuriyet, iyi işleyen kontrol ve denge sistemi ile kamu menfaati tehlikededir. Bu anlamda Tarih: - geçmişle bağ kurmamızı sağlar ve bizi uyarır. - tekerrür etmez, fakat bize yol gösterir. der “Tiranlık Üzerine” kitabının yazarı, Timothy David Snyder... Demokrasilerin kırılganlığına dikkat çeken kitap; “etik değerlerin korunmasına, kurumların yardımcı olduğunu, kurumların korunmasının da insanların görevi olması gerektiğine işaret etmekte. Kurumlar kendi kendilerini koruyamazlar. Kurumların kendilerini koruduğunu farzederiz. Oysa; Hitler ve Nazilerin başa geçmesinden sonra, Almanya’daki yahudilerin düştükleri en büyük yanılgı bu oldu.” der. Çok anlamlı, önemli ve yerinde bir tespit. Otokratik yönetimler incelendiğinde; otoriterliğin gücünün büyük bir kısmının özgür iradeyle, yani seçimler aracılığıyla verildiği görülecektir. Almanya’da Adolf Hitler’e hükümet kurma yetkisi, 1932 seçimleriyle verildi. Macaristan’da Victor Orban’a yönetim görevi seçimlerle verildi. Brezilya Devlet Başkanı Jair Bolsonaro, seçimlerle kazandı. Örnekler çoğaltılabilir. Aşırı sağ; popülizmi siyasetlerinin merkezine alan politikacılar tarafından “normalmiş” gibi sunuldu ve toplumun önemli bir kesimi tarafından da kabul gördü. Devlet merkezli siyasi anlayış; aşırı sağı normalmiş gibi kitlelere anlatmakta beis görmediği gibi, tüm kurum ve kuruluşları bu amaçla mobilize etti. Bu durum; belli bir döneme damgasını vuran siyasetçilerle geçiştirilecek ve o siyasetçilerin, siyasi ömürleriyle sınırlı bir mesele olarak görülmemeli. Mesele; bu döneme özgü kurumsal ilişkilerin, yeni bir zihinsel anlayışın kalıcılığını sağlayacak olmasıdır. Böylesine bir zemin, oldukça önemli bir tehlikenin kalıcılığının habercisi olarak algılanmalıdır. Tehlike büyüktür ve hepimizin meselesi olmalıdır. 16 OCAK 2021 Ali Ekber PEKŞEN Bodrum

Yorumlar


  1. Tiranlar, tarih boyunca “Korku İklimi” yaratarak varlık sürdürmüş olsalar da bu iklimde filizlenen zulme karşı duruşlarla yok olmuşlardır.

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. İktidarlarını kaybetme korkusuyla yaşayanlar.

      Sil

Yorum Gönder

Bu blogdaki popüler yayınlar