Mutabakat Metni-Eğitim
ORTAK MUTABAKAT METNİ,
VII. BÖLÜM: EĞİTİM
Uzun bir süredir ülke gündemini belirleyen oluşumlardan, 6’lı Masa bileşenleri siyasi manifestolarını “Mutabakat Metni” adı altında açıkladılar.
Kurumsal ve kalıcı faşizme giden süreci engelleyecek her girişim, siyasi eylem ya da tavır herkesin dikkatini çeker oldu. Geleceği karartmak isteyen anlayışın siyaseten devre dışı bırakılmasının önemli olduğu bilinciyle davranmak, tüm demokrasi güçlerinin ortak hedefi olmalı. Gelecek adına söz söyleme yeterliliğine sahip her kişi, kurum ya da oluşumun fikir ve düşüncelerinin dikkate değer olduğu da yadsınamaz. Geleceği yeniden inşa etme iddiasında olanlar; hukuktan, adaletten, eşit yurttaşlık temelli insanca hayatlardan yana olanların görüş ve düşüncelerini dikkate almaları gerekir.
Eğitim başlığı altında listelenenler, ana hatlarıyla mevcut işleyişin yanlışlarının yapılmayacağını ifade eden cümleler şeklinde sıralanmış. Yüksek Öğretim Kurumu’nun (YÖK) kaldırılacağının amaçlanması gibi anlamlı ve olması gerekenler de var. Ancak; bütün itibarıyla eğitim sistemine ilişkin yazılanlar; devletin kuruluş kodlarının, devleti önceleyen anlayışına dokunmadan yapılacaklar şeklinde ve popülizmin etkisinden kurtulamamış ifadeler.
Örneğin, “Milli Eğitimi bir ideolojik çatışma alanı olmaktan çıkaracağız.” (ilk cümle)….
Eğitimin, siyasal ve toplumsal işlevi vardır ve bu işlev, “devlet” denilen örgütün temel amacı olan varlığını devam ettirmek adına yetiştirilmek istenen insanın özelliklerinin ne olması gerektiği üzerine bina edilmiştir. Bu nedenle de, eğitim aynı zamanda ideolojik faaliyetler toplamıdır. Devletin, toplumsal kesimlerin ve bireylerin kendilerince eğitimden beklentileri vardır. Bu beklentiler, yer yer çatışabilir. Bu çatışmaları yok saymak ve görmezden gelmek, farklılıkları görmezden gelmektir. Güçlüden yana olmaktır.
Devletler açısından, beklentiden çok, sistemin görevlendirilmesidir. Zira, devlet, tek taraflı buyuran ve belirleyendir. Bu anlamda devletin önceliği; mevcut siyasal sistemin korunup, kollanması, geleceğin lider kadrolarının ve resmi ideolojinin savunucusu seçmen yetiştirilmesidir. Mevcut siyasi yapının korunması temel amaçtır. Eğitim kurumları aracılığıyla, toplumun tüm fertlerinin, “milli ideoloji”, “kültürel değerler”, “ülkenin bekası”, “vatanın ve milletin bölünmez bütünlüğü” gibi idealleştirilmiş kavramlarla ifade edilen kazanımlara ulaşmaları ve mevcut siyasal düzene bağlı vatandaşlar olarak yetiştirilmeleri önceliktir.
Beklentiler, bireyler açısından daha bir anlamlıdır. Bu beklentiler; bireyin içinde bulunduğu sosyo- ekonomik, kültürel ve siyasal çevreye göre farklılıklar göstermektedir. Böyle olması hayatın doğal akışı ve dinamikleri üzerine yapılanmıştır. Hemen her kesimin farklı beklentilerinin olduğu böyle bir sistemi ideolojilerin dışında düşünmek, alışıldığı üzere, devletin ideolojisinin dayatılacağı bir sistemle devam demektir. Farklı hayat alışkanlıkları ve inançların egemen olduğu, farklı dilleri konuşan, farklı sosyo-ekonomik kültürel çevrelerden gelen çocuklar için dezavantajlı bir durumdur. Devletin resmi ideolojisinin baskısı altında eğitim hayatının devamı demektir.
Tek taraflı ideolojik eğitimin ifadesi olan cümleler; Milli Eğitim Temel Kanunu’nda (METK) yer alan “Türk Milli Eğitiminin Genel Amaçları” bölümünde sıralanmıştır. Bu genel amaçlar doğrultusunda yetiştirilecek insan ya da devletin deyimiyle “vatandaş”, devletin resmi ideolojisinin savunucusu olmak durumundadır. Yani devlet için “makbul vatandaşlar” yetiştirmek, eğitim sisteminin birinci vazifesidir. Bu temel amaçlarla ilgili, farklı toplum kesimlerinin istek ve ihtiyaçlarını karşılayacak düzenlemeler yapılmadan, eğitim; resmi ideolojinin enjeksiyonunu birinci vazife edinen sistem olarak devam edecek demektir. Bu süreklilik, merkezi müesses nizamın savunuculuğunu birinci planda tutan insan yetiştirmenin adıdır ve ideolojiktir.
“Kapatılan köy okullarını yeniden açacak, taşımalı eğitim uygulamasına son vereceğiz.” İfadesini iki ayrı başlık olarak ele almak gerekir. Taşımalı eğitimin yarattığı sorunsallığı giderecek önlemler acil ve zorunludur. Köy okullarının yeniden açılması söylemi, kırsal nüfusa yönelik siyasi popülizmdir. Okul nüfusu yeterliliği olan köylerde elbette okullar olmalıdır.
“”Eğitim Destek Kartı” ile anaokulundan üniversiteye kadar devlet okullarındaki ihtiyaç sahibi öğrencilerin kırtasiye, çanta, kıyafet ihtiyaçlarını ve internete erişimlerini ücretsiz karşılayacağız.” Geleceği yeniden yapılandırmak iddiası olanlar; eğitim sistemini ‘ihtiyaç sahibi olacaklar’ üzerine bina etmeyi düşünmemeli ve bu düşünceyi amaçları arasına almamalıdır. İhtiyaç sahibi olan yurttaşlar kalmayacak şekilde, gelir dağılımında adaleti sağlayacak yapıyı kurmak öncelik olmalıdır.
Ortaokullar “İlköğretim” başlığıyla anlatılmış olmasına rağmen, Ortaöğretim başlığı altında, “Eğitime erişim imkânı olmayan bölgelerde, merkezi Yatılı Bölge Ortaokulları ve pansiyonlu liseleri yaygınlaştıracak, Yatılı Teknoloji Liseleri açacağız.” ifadesinin yer alması da çelişkili bir durum gibi görünmekte.
Günümüzden 2500 yıl önce yaşadığı varsayılan Konfüçyüs; eğitim öğretimde, bireysel metotları tercih ediyordu. Her öğrenci için ayrı konular seçiyor, başarıyı sınavlarla değerlendirmiyor, derslerin resmi nitelik taşımamasına özen gösteriyor, öğrencileri düşüncelerinde alabildiğine serbest bırakıyor ve farklı düşünceler nedeniyle onlara olumsuz davranmıyordu.
Toplumun tüm kesimlerinin farklılıklarının insanlığın zenginliği olduğu ve bu zenginliklerin bir arada bulunarak ortak değerler yaratılacağı bilinciyle hareket edilmeli.
31 Ocak 2023
Ali Ekber PEKŞEN
Bodrum - Muğla
Yorumlar
Yorum Gönder