EĞİTİMDE KALİTE VE ÖĞRENCİ SEÇME

EĞİTİMDE KALİTE VE ÖĞRENCİ SEÇME Gelenek değişmedi. Olağanüstü zamanlar yaşıyor olmamız durumu değiştiremedi. Geçmiş yıllarda olduğu gibi, üniversite ve lise giriş sınavları gündemde ön sıralara yerleşti. Öğrencilerin bir üst eğitim kurumuna geçişlerine esas merkezi sınavların; tarihi, nasıl yapılacağı, içeriği gibi detaylar, pandemi sürecinde de öğrenciler, veliler, eğitimciler ve toplumun tüm kesimleri tarafından duyarlılıkla izlenmektedir. Duyarlılığın temelinde; insanlığın geleceğini belirleyecek gençlerin, bireysel ayrıcalıklarına uygun eğitim almalarını sağlayacak süreçlerin işletilmesi ve doğruya en yakın kararların verilmesiyle ilgili kaygılar vardır. Eğitim sistemimizin mevcut yapısı; eğitim kademeleri arasında öğrenci geçişini sınavlarla yapmaktadır. Merkezi olarak yapılan bu sınavlar, sistem içinde önemli bir yere sahiptir. Eğitim sisteminin olmazsa, olmazlarından olan sınavların, yapılacağı tarihler üzerinden tartışılması; sınava girecek öğrencilerimizi olumsuz etkilemekte, yorucu olmakta ve ebeveynleri anlamsız uğraşlara yöneltmekte, zaman ve enerji kaybına yol açmaktadır. Eğitimcilerin, akademisyenlerin, öğretmen meslek örgütlerinin, bakanlık merkez teşkilatı yöneticilerinin; sınav içeriğinin nasıl olması gerektiği ve sınav sonucu elde edilecek verilerden, sistemin yeniden yapılandırılmasında nasıl yararlanılacağı konularında toplumu bilgilendirmeleri gerekir. Dünyanın herhangi bir ülkesinde aynı düzey eğitim veren okulların, aynı kalitede oldukları iddiasında bulunulamaz. Bütün okullarda eşit düzeyde bir kalite standardı yakalansa bile (fiziki kapasite, teknik donanım, vs) öğretmen niteliği aynı olmamaktadır. Öğretmen niteliğinde aynı düzey kalite yakaladığımızı bir an için hayal etsek dahi; öğrenenlerin bireysel özelliklerinin, öğrenme sürecinde belirleyici olması nedeniyle kalite farkı her zaman olacak, öğrenenler; anlama, anlatma, öğrenme hızı, analitik düşünme gibi sürece ilişkin alanlarda farklılık gösterecektir. Yani bireysel farklılıklar, eğitim sürecinde her zaman dikkate alınması gereken bir durumdur. Çünkü öğrenme BİREYSELDİR. Öğrenme süreci çalışmaları planlanırken; bireysel yetenekler ve farklılıkların dikkate alınması önemli bir zorunluluktur. Çünkü bireyin öğrenme sürecine verimli bir şekilde katılımı, onun farklılıklarına hitap edecek etkinliklerle mümkündür. Sağlıklı bir planlama; iyi yetişmiş, yani iyi eğitilmiş insan gücüyle mümkündür. İyi eğitilmiş insanı yetiştirme işi okullar aracılığıyla sağlanan bir devlet politikasıdır. Önemli olan kaliteli bir eğitimde eşitlik sağlamaktır. Sürekli değişim içinde olan dünya; yenilikleri kavrayan, bireysel sorumluluklarının farkında, olaylar arasındaki neden-sonuç ilişkilerini sorgulayabilen, ortaya çıkan farklı durumlarla ilgili kararlar alabilen ve gelişmeye açık insanlara ihtiyaç duymaktadır. Bu özelliklere sahip günümüz insanı; kendisine aktarılan bilgiyi olduğu gibi kabullenmeyen, bilgiyi sorgulayan, yorumlayan, yeni anlamların yaratılması sürecinde etkin olan ve bilgiyi üreten özelliklere sahip olmalıdır. 21. Yüzyıldaki kalkınma çabalarının istenen sonucu verebilmesi, bu özelliklere haiz bireylerin yetiştirilmesiyle mümkündür. Bu özellikleri bireylere kazandıracak olan organize faaliyetler eğitim sistemi aracılığıyla yapılmaktadır. Eğitim sistemi aracılığıyla yapılan eğitim-öğretim faaliyetlerinin unsurlarından birisi de, öğretim programlarıdır. Öğretim programları; sürdürülebilir kalkınmayı sağlamada dinamo görevi yapabilecek, uluslar arası dayanışmaya açık, üretken olma gibi özellikler sahip insanlar yetiştirilmesiyle ilgili değerlerden oluşur. Bu nedenle öğretim programları; günün gelişen ve değişen şartlarına uygun hazırlanmalı, yeniliklere açık ve dinamik bir yapıda olmalıdır. Milli Eğitim Bakanlığı’nın; ortaöğretim kurumlarına (Liselere) öğrenci seçme ve yerleştirme amacıyla uyguladığı LGS’nin ana unsuru, merkezi sınavdır. Merkezi sınavla öğrenci seçme ve yerleştirme işlemi konusunda; konuya doğrudan ya da dolaylı taraf olan çok farklı kesimler hemen hemfikirdir. Merkezi sınavların; elektronik ortamda değerlendirilmesi ve kayırmacılık gibi unsurların devreye girmeyeceğinin düşünülmesi burada etkilidir. Sınavın merkezi olması yerinde bir uygulamadır. Ancak; sınavın içerik yönünden ele alınarak, bazı değişikliklere gidilmesinde yarar vardır. Örneğin, sınavlar bireysel farklılıklara dayalı bir ölçüte göre yapılmalıdır. Sınavın içeriği; 5., 6., 7. ve 8. sınıf öğretim programlarının içeriğinden oluşmalıdır. Bu sınavla; hem o kademe öğretim programlarıyla istenen hedefe ulaşılıp ulaşılmadığına dair veriler elde edilir, hem de öğrencilerin bireysel ayrıcalıklarının dikkate alındığı bir sıralama yapılır. Sınav sonucu verilerle; eğitim sisteminin bu kademe öğretim programlarının hedeflerinin gerçekleşme düzeyi ve bu kademe eğitimde kazanım olarak adlandırılan donanımlara öğrencilerin ulaşıp ulaşmadığı test edilmeli. Bu sonuçlar; öğrencilerin sınav sonucu bireysel verileriyle birlikte, öğretim programlarının içeriklerinin gözden geçirilmesinde yol gösterici bilgiler olarak değerlendirilmeli ve yeniden düzenlemelerde esas alınmalıdır. Merkezi sınavlar; yalnızca öğrenci seçme ve yerleştirmeye yönelik sıralama sınavı olarak kaldığı sürece, sistem kendinden bekleneni veremeyecek ve ezbere dayalı bir uygulamanın aracı olacaktır. 05 Mayıs 2020 Ali Ekber PEKŞEN Bodrum

Yorumlar


  1. Fırsat eşitliğinin olmadığı ve ezberci eğitimin etkili olduğu sistemlerde, bireysel farklılık gösteren bireylere “özgün” alanlar açmak yerine, onlar yadırgandıkları için genelle uysunlar diye “aynılaştırma” çalışmaları yapılır.

    YanıtlaSil

Yorum Gönder

Bu blogdaki popüler yayınlar